İçeriğe geç

Sure 37 · Mekkî · 182 ayet

As-Saaffaat

سُورَةُ الصَّافَّاتِ

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. 123. cüz · sayfa 446

    وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفًّۭا

    Saf saf dizilmişlere,

  2. 223. cüz · sayfa 446

    فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجْرًۭا

    toplayıp sürenlere,

  3. 323. cüz · sayfa 446

    فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكْرًا

    zikir okuyanlara yemin ederim ki,

  4. 423. cüz · sayfa 446

    إِنَّ إِلَٰهَكُمْ لَوَٰحِدٌۭ

    ilâhınız birdir.

  5. 523. cüz · sayfa 446

    رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَٰرِقِ

    O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların Rabbidir.

  6. 623. cüz · sayfa 446

    إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ

    Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.

  7. 723. cüz · sayfa 446

    وَحِفْظًۭا مِّن كُلِّ شَيْطَٰنٍۢ مَّارِدٍۢ

    (Gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan korumak için.

  8. 823. cüz · sayfa 446

    لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍۢ

    Onlar, artık mele-i a 'lâ'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.

  9. 923. cüz · sayfa 446

    دُحُورًۭا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌۭ وَاصِبٌ

    Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır.

  10. 1023. cüz · sayfa 446

    إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌۭ ثَاقِبٌۭ

    Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.

  11. 1123. cüz · sayfa 446

    فَٱسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَآ ۚ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّن طِينٍۢ لَّازِبٍۭ

    Şimdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (insanlar) mı? Şüphesiz biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.

  12. 1223. cüz · sayfa 446

    بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ

    Hayır, sen şaşıyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar.

  13. 1323. cüz · sayfa 446

    وَإِذَا ذُكِّرُوا۟ لَا يَذْكُرُونَ

    Kendilerine öğüt verildiği vakit öğüt almazlar.

  14. 1423. cüz · sayfa 446

    وَإِذَا رَأَوْا۟ ءَايَةًۭ يَسْتَسْخِرُونَ

    Bir mucize görseler alay ederler.

  15. 1523. cüz · sayfa 446

    وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌ

    Bu ancak açık bir büyüdür, derler.

  16. 1623. cüz · sayfa 446

    أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

    Gerçekten biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı , diriltileceğiz ?

  17. 1723. cüz · sayfa 446

    أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ

    «İlk atalarımız da mı (diriltilecek)?»

  18. 1823. cüz · sayfa 446

    قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَٰخِرُونَ

    De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz).

  19. 1923. cüz · sayfa 446

    فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ

    O (diriltme) korkunç bir sesten ibaret olacak, o anda hemen onların gözleri açılıp etrafa bakacaklar.

  20. 2023. cüz · sayfa 446

    وَقَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا هَٰذَا يَوْمُ ٱلدِّينِ

    (Durumu gören kâfirler:) Eyvah bize! Bu ceza günüdür, derler.

  21. 2123. cüz · sayfa 446

    هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

    İşte bu, yalanlamış olduğunuz hüküm günüdür.

  22. 2223. cüz · sayfa 446

    ۞ ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ

    (Allah, meleklerine emreder:) Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını toplayın.

  23. 2323. cüz · sayfa 446

    مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ

    Ve Allah'tan başka tapmış oldukları putlarını onlara cehennemin yolunu gösterin.

  24. 2423. cüz · sayfa 446

    وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ

    Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekler! 

  25. 2523. cüz · sayfa 447

    مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ

    Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz?

  26. 2623. cüz · sayfa 447

    بَلْ هُمُ ٱلْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ

    Evet, onlar o gün zilletle boyun eğeceklerdir.

  27. 2723. cüz · sayfa 447

    وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ

    (İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.

  28. 2823. cüz · sayfa 447

    قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ

    (Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sağdan (hayır yönünden) gelirdiniz (de bizi ondan alıkordunuz.)

  29. 2923. cüz · sayfa 447

    قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

    (Ötekiler de:) «Bilâkis, derler, siz inanan kimseler değildiniz.

  30. 3023. cüz · sayfa 447

    وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍۭ ۖ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًۭا طَٰغِينَ

    Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yok. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.»

  31. 3123. cüz · sayfa 447

    فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ ۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ

    «Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı) mutlaka tadacağız.»

  32. 3223. cüz · sayfa 447

    فَأَغْوَيْنَٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ

    «Biz sizi azdırdık. Çünkü kendimiz de azmıştık.»

  33. 3323. cüz · sayfa 447

    فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍۢ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

    Şüphesiz o gün onlar, azapta ortaktırlar.

  34. 3423. cüz · sayfa 447

    إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ

    İşte biz, suçlulara böyle yaparız.

  35. 3523. cüz · sayfa 447

    إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ

    Çünkü onlara: Allah’tan başka hakkıyla ibadete layık bir ilah yoktur, denildiği zaman kibirle direnirlerdi.

  36. 3623. cüz · sayfa 447

    وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍۢ مَّجْنُونٍۭ

    «Mecnun bir şair için biz ilahlarımızı bırakacak mıyız?» derlerdi.

  37. 3723. cüz · sayfa 447

    بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    Hayır! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri de doğruladı.

  38. 3823. cüz · sayfa 447

    إِنَّكُمْ لَذَآئِقُوا۟ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَلِيمِ

    Kuşkusuz siz acı azabı tadacaksınız.

  39. 3923. cüz · sayfa 447

    وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Çekeceğiniz ceza yapmakta olduğunuzdan başka bir şeyin cezası değildir.

  40. 4023. cüz · sayfa 447

    إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

    Ancak amellerinde ihlâs sahibi olan Allah'ın (O'nu birleyen) kulları bunun dışındadır.

  41. 4123. cüz · sayfa 447

    أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌۭ مَّعْلُومٌۭ

    Bunlar için bilinen bir rızık,

  42. 4223. cüz · sayfa 447

    فَوَٰكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ

    türlü meyveler vardır. Kendilerine ikram edilir.

  43. 4323. cüz · sayfa 447

    فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

    Naîm cennetlerinde,

  44. 4423. cüz · sayfa 447

    عَلَىٰ سُرُرٍۢ مُّتَقَٰبِلِينَ

    karşılıklı koltuklar üzerine kurulmuş oldukları halde,

  45. 4523. cüz · sayfa 447

    يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۭ

    onlara pınardan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.

  46. 4623. cüz · sayfa 447

    بَيْضَآءَ لَذَّةٍۢ لِّلشَّٰرِبِينَ

    Berraktır, içenlere lezzet verir.

  47. 4723. cüz · sayfa 447

    لَا فِيهَا غَوْلٌۭ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ

    O içkide ne sersemletme vardır ne de onunla sarhoş olurlar.

  48. 4823. cüz · sayfa 447

    وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌۭ

    Yanlarında güzel bakışlarını yalnız onlara tahsis etmiş, iri gözlü eşler vardır.

  49. 4923. cüz · sayfa 447

    كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌۭ مَّكْنُونٌۭ

    Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyazdır.

  50. 5023. cüz · sayfa 447

    فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ

    İşte o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.

  51. 5123. cüz · sayfa 447

    قَالَ قَآئِلٌۭ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌۭ

    İçlerinden biri: «Benim, bir arkadaşım vardı» der.

  52. 5223. cüz · sayfa 448

    يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُصَدِّقِينَ

    Derdi ki: Sen de (dirilmeye) inananlardan mısın?

  53. 5323. cüz · sayfa 448

    أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ

    Biz ölüp kemik, sonra da toprak haline geldiğimiz zaman (diriltilip) cezalanacak mıyız?

  54. 5423. cüz · sayfa 448

    قَالَ هَلْ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ

    (O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız? dedi.

  55. 5523. cüz · sayfa 448

    فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ

    İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü.

  56. 5623. cüz · sayfa 448

    قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ

    «Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk edecektin.

  57. 5723. cüz · sayfa 448

    وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ

    Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum» dedi.

  58. 5823. cüz · sayfa 448

    أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ

    Bir daha biz ölmeyecek değil miyiz?

  59. 5923. cüz · sayfa 448

    إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

    Birinci ölümümüz hariç ve bir daha azap görmeyecek değil miyiz?

  60. 6023. cüz · sayfa 448

    إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    Şüphesiz bu, büyük kurtuluştur.

  61. 6123. cüz · sayfa 448

    لِمِثْلِ هَٰذَا فَلْيَعْمَلِ ٱلْعَٰمِلُونَ

    Çalışanlar, böylesi bir kurtuluş için çalışsın.

  62. 6223. cüz · sayfa 448

    أَذَٰلِكَ خَيْرٌۭ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ

    Şimdi, ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?

  63. 6323. cüz · sayfa 448

    إِنَّا جَعَلْنَٰهَا فِتْنَةًۭ لِّلظَّٰلِمِينَ

    Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kıldık.

  64. 6423. cüz · sayfa 448

    إِنَّهَا شَجَرَةٌۭ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ

    Zira o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır.

  65. 6523. cüz · sayfa 448

    طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ

    Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.

  66. 6623. cüz · sayfa 448

    فَإِنَّهُمْ لَءَاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

    (Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar.

  67. 6723. cüz · sayfa 448

    ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًۭا مِّنْ حَمِيمٍۢ

    Sonra zakkum yemeğinin üzerine onlar için, kaynar su karıştırılmış bir içki vardır.

  68. 6823. cüz · sayfa 448

    ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ

    Sonra kesinlikle onların dönüşü, çılgın ateşe olacaktır.

  69. 6923. cüz · sayfa 448

    إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ

    Kuşkusuz onlar atalarını sapıklık üzere buldular da

  70. 7023. cüz · sayfa 448

    فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ

    peşlerinden koşup gittiler.

  71. 7123. cüz · sayfa 448

    وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu sapıklığa düştü.

  72. 7223. cüz · sayfa 448

    وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ

    Kuşkusuz, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.

  73. 7323. cüz · sayfa 448

    فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ

    Uyarılanların âkıbetinin ne olduğuna bir bak!

  74. 7423. cüz · sayfa 448

    إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

    Allah'ın ihlâslı kulları müstesna.

  75. 7523. cüz · sayfa 448

    وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌۭ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ

    Andolsun, Nuh bize yalvarıp yakardı. Biz de duayı ne güzel kabul ederiz!

  76. 7623. cüz · sayfa 448

    وَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

    Kendisini ve ailesini büyük felâketten kurtardık. 

  77. 7723. cüz · sayfa 449

    وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلْبَاقِينَ

    Biz yalnız Nuh'un soyunu kalıcı kıldık.

  78. 7823. cüz · sayfa 449

    وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ

    Sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam bıraktık

  79. 7923. cüz · sayfa 449

    سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍۢ فِى ٱلْعَٰلَمِينَ

    Bütün âlemlerden Nuh’a selam olsun!

  80. 8023. cüz · sayfa 449

    إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    İşte biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.

  81. 8123. cüz · sayfa 449

    إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

    Zira o, bizim mümin kullarımızdan idi.

  82. 8223. cüz · sayfa 449

    ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْءَاخَرِينَ

    Nihayet ötekileri (inanmayanları) suda boğduk.

  83. 8323. cüz · sayfa 449

    ۞ وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبْرَٰهِيمَ

    Şüphesiz İbrahim de onun (Nuh'un) milletinden idi.

  84. 8423. cüz · sayfa 449

    إِذْ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍۢ سَلِيمٍ

    Çünkü Rabbine kalbi selîm ile geldi.

  85. 8523. cüz · sayfa 449

    إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ

    Hani o, babasına ve kavmine: Siz kime kulluk ediyorsunuz? demişti.

  86. 8623. cüz · sayfa 449

    أَئِفْكًا ءَالِهَةًۭ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ

    «Allah'tan başka birtakım uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz?»

  87. 8723. cüz · sayfa 449

    فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    «O halde âlemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?»

  88. 8823. cüz · sayfa 449

    فَنَظَرَ نَظْرَةًۭ فِى ٱلنُّجُومِ

    Bunun üzerine İbrahim yıldızlara şöyle bir baktı.

  89. 8923. cüz · sayfa 449

    فَقَالَ إِنِّى سَقِيمٌۭ

    Ben hastayım, dedi.

  90. 9023. cüz · sayfa 449

    فَتَوَلَّوْا۟ عَنْهُ مُدْبِرِينَ

    Ona arkalarını dönüp gittiler.

  91. 9123. cüz · sayfa 449

    فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

    Yavaşça putlarının yanına vardı. (Oraya konmuş yemekleri görünce:) Yemiyor musunuz? dedi.

  92. 9223. cüz · sayfa 449

    مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ

    Neden konuşmuyorsunuz? dedi.

  93. 9323. cüz · sayfa 449

    فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ

    Bunun üzerine, yanlarına gelip sağ eliyle vurdu (kırıp geçirdi.)

  94. 9423. cüz · sayfa 449

    فَأَقْبَلُوٓا۟ إِلَيْهِ يَزِفُّونَ

    (Putperestler) koşarak İbrahim'e geldiler.

  95. 9523. cüz · sayfa 449

    قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ

    İbrahim: Yonttuğunuz şeylere mi ibadet edersiniz!

  96. 9623. cüz · sayfa 449

    وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ

    Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı, dedi.

  97. 9723. cüz · sayfa 449

    قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَٰنًۭا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ

    Onun için bir bina yapın ve derhal onu ateşe atın! dediler.

  98. 9823. cüz · sayfa 449

    فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًۭا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ

    Böylece ona bir tuzak kurmayı istediler. Fakat biz onları alçaklardan kıldık.

  99. 9923. cüz · sayfa 449

    وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ

    (Oradan kurtulan İbrahim:) Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek.

  100. 10023. cüz · sayfa 449

    رَبِّ هَبْ لِى مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver, dedi.

  101. 10123. cüz · sayfa 449

    فَبَشَّرْنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمٍۢ

    İşte o zaman biz onu uslu bir oğul ile müjdeledik.

  102. 10223. cüz · sayfa 449

    فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.

  103. 10323. cüz · sayfa 450

    فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ

    Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca:

  104. 10423. cüz · sayfa 450

    وَنَٰدَيْنَٰهُ أَن يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ

    Ey İbrahim! diye seslendik.

  105. 10523. cüz · sayfa 450

    قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.

  106. 10623. cüz · sayfa 450

    إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْبَلَٰٓؤُا۟ ٱلْمُبِينُ

    Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır,

  107. 10723. cüz · sayfa 450

    وَفَدَيْنَٰهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍۢ

    Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.

  108. 10823. cüz · sayfa 450

    وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ

    Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık:

  109. 10923. cüz · sayfa 450

    سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ

    İbrahim'e selam! dedik.

  110. 11023. cüz · sayfa 450

    كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.

  111. 11123. cüz · sayfa 450

    إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

    Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandır.

  112. 11223. cüz · sayfa 450

    وَبَشَّرْنَٰهُ بِإِسْحَٰقَ نَبِيًّۭا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    Sâlihlerden bir peygamber olarak O'na (İbrahim’e) İshak'ı müjdeledik.

  113. 11323. cüz · sayfa 450

    وَبَٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَٰقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌۭ وَظَالِمٌۭ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌۭ

    Kendisini ve İshak’ı mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacak.

  114. 11423. cüz · sayfa 450

    وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

    Andolsun biz Musa’ya da Harun'a da nimetler verdik.

  115. 11523. cüz · sayfa 450

    وَنَجَّيْنَٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

    Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

  116. 11623. cüz · sayfa 450

    وَنَصَرْنَٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ

    Kendilerine yardım ettik de galip gelen onlar oldu.

  117. 11723. cüz · sayfa 450

    وَءَاتَيْنَٰهُمَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ

    Her ikisine de apaçık anlaşılan bir kitabı (Tevrat'ı) verdik.

  118. 11823. cüz · sayfa 450

    وَهَدَيْنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ

    Her ikisini de doğru yola ilettik.

  119. 11923. cüz · sayfa 450

    وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْءَاخِرِينَ

    Sonra gelenler içinde, diye (iyi bir nam) bıraktık.

  120. 12023. cüz · sayfa 450

    سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

    Musa ve Harun’a selam olsun.

  121. 12123. cüz · sayfa 450

    إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    Doğrusu biz, iyileri böylece mükâfatlandırırız.

  122. 12223. cüz · sayfa 450

    إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

    Şüphesiz, ikisi de mümin kullarımızdandı.

  123. 12323. cüz · sayfa 450

    وَإِنَّ إِلْيَاسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    İlyas da şüphe yok ki, peygamberlerdendi.

  124. 12423. cüz · sayfa 450

    إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ

    (İlyas) milletine: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?

  125. 12523. cüz · sayfa 450

    أَتَدْعُونَ بَعْلًۭا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَٰلِقِينَ

    Yaratanların en iyisi olan, Rabbi olan Allah'ı bırakıp da Ba'l'e mi taparsınız? demişti.

  126. 12623. cüz · sayfa 450

    ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Sizin de Rabbiniz, sizden önce gelen atalarınızın da.

  127. 12723. cüz · sayfa 451

    فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ

    Bunun üzerine İlyas'ı yalanladılar. Onun için (cehenneme) götürüleceklerdir.

  128. 12823. cüz · sayfa 451

    إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

    Allah'ın ihlâslı kulları müstesna; onların hepsi

  129. 12923. cüz · sayfa 451

    وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ

    sonra gelenler içinde, kendisine bir ün bıraktık,

  130. 13023. cüz · sayfa 451

    سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلْ يَاسِينَ

    «İlyas'a selâm!» dedik.

  131. 13123. cüz · sayfa 451

    إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    Şüphesiz biz, iyileri işte böyle mükâfatlandırırız.

  132. 13223. cüz · sayfa 451

    إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ

    Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı.

  133. 13323. cüz · sayfa 451

    وَإِنَّ لُوطًۭا لَّمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    Lût da elbette peygamberlerdendi.

  134. 13423. cüz · sayfa 451

    إِذْ نَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

    Lût'u ve ailesinin hepsini kurtardık.

  135. 13523. cüz · sayfa 451

    إِلَّا عَجُوزًۭا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ

    Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında,

  136. 13623. cüz · sayfa 451

    ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْءَاخَرِينَ

    sonra diğerlerini yok ettik.

  137. 13723. cüz · sayfa 451

    وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ

    (Ey insanlar!) Elbette siz de sabah onlara uğruyorsunuz.

  138. 13823. cüz · sayfa 451

    وَبِٱلَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    Ve akşam, hâlâ akıllanmayacak mısınız?

  139. 13923. cüz · sayfa 451

    وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    Doğrusu Yunus da gönderilen peygamberlerdendi.

  140. 14023. cüz · sayfa 451

    إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

    Hani o, dolu bir gemiye binip kaçmıştı.

  141. 14123. cüz · sayfa 451

    فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُدْحَضِينَ

    Gemide olanlarla karşılıklı kur'a çektiler de kaybedenlerden oldu.

  142. 14223. cüz · sayfa 451

    فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌۭ

    Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu.

  143. 14323. cüz · sayfa 451

    فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ

    Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı,

  144. 14423. cüz · sayfa 451

    لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    tekrar dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.

  145. 14523. cüz · sayfa 451

    ۞ فَنَبَذْنَٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌۭ

    Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.

  146. 14623. cüz · sayfa 451

    وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةًۭ مِّن يَقْطِينٍۢ

    Ve üstüne (gölge yapması için) kabak türünden geniş yapraklı bir nebat bitirdik.

  147. 14723. cüz · sayfa 451

    وَأَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ

    Onu, yüz bin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.

  148. 14823. cüz · sayfa 451

    فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍۢ

    Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık.

  149. 14923. cüz · sayfa 451

    فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ

    Putperestlere sor; kızlar Rabbinin de, erkekler onların mı?

  150. 15023. cüz · sayfa 451

    أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثًۭا وَهُمْ شَٰهِدُونَ

    Yoksa biz melekleri onların gözü önünde kız olarak mı yarattık?

  151. 15123. cüz · sayfa 451

    أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ

    Dikkat edin, kesinlikle yalan uydurup söylüyorlar,

  152. 15223. cüz · sayfa 451

    وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    «Allah doğurdu» diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.

  153. 15323. cüz · sayfa 451

    أَصْطَفَى ٱلْبَنَاتِ عَلَى ٱلْبَنِينَ

    Allah, kızları oğullara tercih mi etmiş! 

  154. 15423. cüz · sayfa 452

    مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ

    Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?

  155. 15523. cüz · sayfa 452

    أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

    Hiç düşünmüyor musunuz?

  156. 15623. cüz · sayfa 452

    أَمْ لَكُمْ سُلْطَٰنٌۭ مُّبِينٌۭ

    Yoksa sizin açık bir deliliniz mi var?

  157. 15723. cüz · sayfa 452

    فَأْتُوا۟ بِكِتَٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin!

  158. 15823. cüz · sayfa 452

    وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًۭا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ

    Allah ile cinler arasında da bir soy birliği uydurdular. Andolsun, cinler de kendilerinin hesap yerine götürüleceklerini bilirler.

  159. 15923. cüz · sayfa 452

    سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

    Allah, onların isnat edegeldiklerinden yücedir, münezzehtir.

  160. 16023. cüz · sayfa 452

    إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

    Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kulları müstesnadır (onlar azap görmeyeceklerdir).

  161. 16123. cüz · sayfa 452

    فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ

    Sizler ve taptığınız şeyler!

  162. 16223. cüz · sayfa 452

    مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَٰتِنِينَ

    Hiçbiriniz, Allah'a karşı azdırıp saptıramazsınız.

  163. 16323. cüz · sayfa 452

    إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ

    Cehenneme girecek kimseden başkasını...

  164. 16423. cüz · sayfa 452

    وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌۭ مَّعْلُومٌۭ

    (Melekler şöyle derler:) Bizim her birimiz için, bilinen bir makam vardır.

  165. 16523. cüz · sayfa 452

    وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلصَّآفُّونَ

    Şüphesiz biz, orada sıra sıra dururuz

  166. 16623. cüz · sayfa 452

    وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلْمُسَبِّحُونَ

    ve şüphesiz Allah'ı tesbih ederiz.

  167. 16723. cüz · sayfa 452

    وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ

    Putperestler: diyorlardı.

  168. 16823. cüz · sayfa 452

    لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًۭا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

    Eğer öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı,

  169. 16923. cüz · sayfa 452

    لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

    mutlaka Allah’ın ihlâslı kulları olurduk!

  170. 17023. cüz · sayfa 452

    فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

    İşte şimdi onu inkâr ettiler. Ama ileride bileceklerdir!

  171. 17123. cüz · sayfa 452

    وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ

    Andolsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir:

  172. 17223. cüz · sayfa 452

    إِنَّهُمْ لَهُمُ ٱلْمَنصُورُونَ

    Onlar mutlaka zafere ulaşacaklardır.

  173. 17323. cüz · sayfa 452

    وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ

    Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.

  174. 17423. cüz · sayfa 452

    فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ

    Onun için sen bir süreye kadar onlara aldırma.

  175. 17523. cüz · sayfa 452

    وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

    Onların halini gör, onlar da görecekler.

  176. 17623. cüz · sayfa 452

    أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ

    Azabımızı acele mi istiyorlar?

  177. 17723. cüz · sayfa 452

    فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ

    Azap yurtlarına indiğinde, uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!

  178. 17823. cüz · sayfa 452

    وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ

    Sen bir zamana kadar onlara aldırma.

  179. 17923. cüz · sayfa 452

    وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

    Onların halini gör, onlar da göreceklerdir.

  180. 18023. cüz · sayfa 452

    سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

    Senin izzet sahibi Rabbin, onların isnat etmekte oldukları vasıflardan yücedir, münezzehtir.

  181. 18123. cüz · sayfa 452

    وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ

    Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun!

  182. 18223. cüz · sayfa 452

    وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Âlemlerin Rabbi olan Allah'a da hamd olsun!