İçeriğe geç

Sahîh-i Buhârî

602

Bölüm 9 · Namaz Vakitleri
Sahih

السَّمَرِ مَعَ الضَّيْفِ وَالأَهْلِ

Misafir ve aile ile gece sohbeti

أَنَّ أَصْحَابَ الصُّفَّةِ، كَانُوا أُنَاسًا فُقَرَاءَ، وَأَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ كَانَ عِنْدَهُ طَعَامُ اثْنَيْنِ فَلْيَذْهَبْ بِثَالِثٍ، وَإِنْ أَرْبَعٌ فَخَامِسٌ أَوْ سَادِسٌ ". وَأَنَّ أَبَا بَكْرٍ جَاءَ بِثَلاَثَةٍ فَانْطَلَقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِعَشَرَةٍ، قَالَ فَهْوَ أَنَا وَأَبِي وَأُمِّي، فَلاَ أَدْرِي قَالَ وَامْرَأَتِي وَخَادِمٌ بَيْنَنَا وَبَيْنَ بَيْتِ أَبِي بَكْرٍ. وَإِنَّ أَبَا بَكْرٍ تَعَشَّى عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ لَبِثَ حَيْثُ صُلِّيَتِ الْعِشَاءُ، ثُمَّ رَجَعَ فَلَبِثَ حَتَّى تَعَشَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَ بَعْدَ مَا مَضَى مِنَ اللَّيْلِ مَا شَاءَ اللَّهُ، قَالَتْ لَهُ امْرَأَتُهُ وَمَا حَبَسَكَ عَنْ أَضْيَافِكَ ـ أَوْ قَالَتْ ضَيْفِكَ ـ قَالَ أَوَمَا عَشَّيْتِيهِمْ قَالَتْ أَبَوْا حَتَّى تَجِيءَ، قَدْ عُرِضُوا فَأَبَوْا. قَالَ فَذَهَبْتُ أَنَا فَاخْتَبَأْتُ فَقَالَ يَا غُنْثَرُ، فَجَدَّعَ وَسَبَّ، وَقَالَ كُلُوا لاَ هَنِيئًا. فَقَالَ وَاللَّهِ لاَ أَطْعَمُهُ أَبَدًا، وَايْمُ اللَّهِ مَا كُنَّا نَأْخُذُ مِنْ لُقْمَةٍ إِلاَّ رَبَا مِنْ أَسْفَلِهَا أَكْثَرُ مِنْهَا. قَالَ يَعْنِي حَتَّى شَبِعُوا وَصَارَتْ أَكْثَرَ مِمَّا كَانَتْ قَبْلَ ذَلِكَ، فَنَظَرَ إِلَيْهَا أَبُو بَكْرٍ فَإِذَا هِيَ كَمَا هِيَ أَوْ أَكْثَرُ مِنْهَا. فَقَالَ لاِمْرَأَتِهِ يَا أُخْتَ بَنِي فِرَاسٍ مَا هَذَا قَالَتْ لاَ وَقُرَّةِ عَيْنِي لَهِيَ الآنَ أَكْثَرُ مِنْهَا قَبْلَ ذَلِكَ بِثَلاَثِ مَرَّاتٍ. فَأَكَلَ مِنْهَا أَبُو بَكْرٍ وَقَالَ إِنَّمَا كَانَ ذَلِكَ مِنَ الشَّيْطَانِ ـ يَعْنِي يَمِينَهُ ـ ثُمَّ أَكَلَ مِنْهَا لُقْمَةً، ثُمَّ حَمَلَهَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَصْبَحَتْ عِنْدَهُ، وَكَانَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمٍ عَقْدٌ، فَمَضَى الأَجَلُ، فَفَرَّقَنَا اثْنَا عَشَرَ رَجُلاً، مَعَ كُلِّ رَجُلٍ مِنْهُمْ أُنَاسٌ، اللَّهُ أَعْلَمُ كَمْ مَعَ كُلِّ رَجُلٍ فَأَكَلُوا مِنْهَا أَجْمَعُونَ، أَوْ كَمَا قَالَ.

Rivayet zincirini göster (Arapça)

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا أَبُو عُثْمَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ،

Çeviri

Abdurrahman b. Ebû Bekir (r.a.), Ehl-i Suffa'nın fakir kimseler olduğunu ve Nebî'nin ﷺ şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Kimin yanında iki kişilik yemek varsa üçüncü birini götürsün; dört kişilik varsa beşinci ya da altıncı birini.” Ebû Bekir üç kişi getirdi, Nebî ﷺ de on kişiyi götürdü. Şöyle dedi: Evde ben, babam ve annem vardık – (râvi): “Karım da dedi mi bilmiyorum” dedi – bir de bizim evimizle Ebû Bekir'in evi arasında ortak bir hizmetçi. Ebû Bekir akşam yemeğini Nebî'nin ﷺ yanında yedi; sonra yatsı namazı kılınıncaya kadar orada kaldı; sonra döndü ve Nebî ﷺ akşam yemeğini yiyinceye kadar kaldı. Gecenin Allah'ın dilediği kadarı geçtikten sonra (eve) geldi. Hanımı ona: “Seni misafirlerinden – ya da: misafirinden – alıkoyan nedir?” dedi. “Onlara akşam yemeği vermedin mi?” dedi. Hanımı: “Sen gelinceye kadar istemediler. (Yemek) onlara sunuldu, ama kabul etmediler” dedi. Şöyle dedi: Ben gidip saklandım. (Ebû Bekir): “Ey cahil!” dedi, beddua edip sövdü ve (misafirlere): “Yiyin, afiyet olmasın!” dedi. Sonra: “Vallahi ben ondan asla yemeyeceğim” dedi. Allah'a yemin olsun ki aldığımız her lokmanın altından ondan daha fazlası artıyordu. Şöyle dedi: Yani doyuncaya kadar; yemek de öncekinden daha çok olmuştu. Ebû Bekir ona baktı; bir de ne görsün, olduğu gibi ya da daha fazla! Hanımına: “Ey Benî Firâs'ın kız kardeşi! Bu nedir?” dedi. Hanımı: “Hayır, gözümün nuruna yemin olsun ki şimdi öncekinden üç kat daha fazla!” dedi. Ebû Bekir ondan yedi ve: “O ancak şeytandandı” dedi – yeminini kastediyordu. Sonra ondan bir lokma yedi, sonra onu Nebî'ye ﷺ götürdü; yemek sabaha kadar onun yanında kaldı. Bizimle bir kavim arasında bir antlaşma vardı; süre doldu. On iki adama ayrıldık; her birinin yanında birtakım insanlar vardı – her adamın yanında kaç kişi olduğunu Allah bilir –; hepsi ondan yedi; ya da (râvi) buna benzer bir şey söyledi.

Çeviri notu: Hanımı, Abdurrahman'ın annesi Ümmü Rûmân'dır. On iki adamdan maksat, her biri bir önderin idaresindeki on iki gruptur.

Diğer çeviriler

Deutsch

Abd ar-Rahman ibn Abi Bakr berichtete, dass die Leute der Suffa arme Leute waren und dass der Prophet ﷺ sagte: „Wer Essen für zwei hat, der soll einen dritten mitnehmen; und wenn (er Essen für) vier (hat), dann einen fünften oder sechsten.“ Und dass Abu Bakr drei (Leute) mitbrachte, und der Prophet ﷺ ging mit zehn fort. Er sagte: Da waren ich, mein Vater und meine Mutter – und ich weiß nicht, ob er sagte: und meine Frau – und ein Diener, der unserem Haus und dem Haus Abu Bakrs gemeinsam diente. Abu Bakr aß beim Propheten ﷺ zu Abend; dann blieb er, bis das Nachtgebet verrichtet worden war; dann kehrte er zurück und blieb, bis der Prophet ﷺ zu Abend gegessen hatte. Dann kam er, nachdem von der Nacht so viel vergangen war, wie Allah wollte. Seine Frau sagte zu ihm: „Was hat dich von deinen Gästen – oder sie sagte: von deinem Gast – abgehalten?“ Er sagte: „Hast du ihnen etwa kein Abendessen gegeben?“ Sie sagte: „Sie haben sich geweigert, bis du kommst. Es wurde ihnen angeboten, aber sie haben sich geweigert.“ Er sagte: Ich aber ging weg und versteckte mich. Da sagte er: „Du Tölpel!“, verwünschte (mich) und schimpfte, und er sagte (zu den Gästen): „Esst – wohl bekomme es euch nicht!“ Und er sagte: „Bei Allah, ich werde niemals davon essen.“ Und bei Allah, wir nahmen keinen Bissen, ohne dass von unten mehr nachwuchs, als (wir genommen hatten). Er sagte: Gemeint ist, bis sie satt waren; und es war mehr geworden, als es vorher gewesen war. Abu Bakr schaute es an, und siehe, es war so viel wie vorher oder mehr. Da sagte er zu seiner Frau: „O Schwester der Banu Firas, was ist das?“ Sie sagte: „Nein, bei meiner Augenfreude, jetzt ist es dreimal so viel wie vorher!“ Da aß Abu Bakr davon und sagte: „Das war nur vom Satan“ – er meinte seinen Schwur. Dann aß er davon einen Bissen; dann trug er es zum Propheten ﷺ, und es blieb bis zum Morgen bei ihm. Zwischen uns und einer (anderen) Gruppe bestand ein Vertrag, und die Frist lief ab. Da wurden wir in zwölf Männer aufgeteilt, mit jedem Mann von ihnen einige Leute – Allah weiß, wie viele bei jedem Mann waren –, und sie alle aßen davon; oder wie er es sagte.

Çeviri notu: Die Frau ist Umm Ruman, die Mutter Abd ar-Rahmans. Mit den zwölf Männern sind zwölf Gruppen unter je einem Anführer gemeint.

English

Abd ar-Rahman ibn Abi Bakr reported that the people of the Suffah were poor people, and that the Prophet ﷺ said, “Whoever has food for two, let him take a third; and if (he has food for) four, then a fifth or a sixth.” And that Abu Bakr brought three, and the Prophet ﷺ went off with ten. He said: There were I, my father and my mother – and I do not know whether he said: and my wife – and a servant shared between our house and the house of Abu Bakr. Abu Bakr had supper with the Prophet ﷺ; then he stayed until the Isha prayer had been prayed; then he went back and stayed until the Prophet ﷺ had had supper. Then he came after as much of the night had passed as Allah willed. His wife said to him, “What kept you from your guests – or she said: your guest?” He said, “Did you not give them supper?” She said, “They refused until you come. It was offered to them, but they refused.” He said: I went away and hid. He said, “O you dunce!”, invoked curses and reviled, and said (to the guests), “Eat, and may it not be wholesome for you!” And he said, “By Allah, I will never eat of it.” And by Allah, we did not take a single morsel without more than it growing up from beneath it. He said: Meaning, until they were full; and it had become more than it was before. Abu Bakr looked at it, and behold, it was as it had been or more. So he said to his wife, “O sister of Banu Firas, what is this?” She said, “No, by the delight of my eye, it is now three times more than it was before!” So Abu Bakr ate of it and said, “That was only from Satan” – meaning his oath. Then he ate a morsel of it; then he carried it to the Prophet ﷺ, and it remained with him until the morning. There was a treaty between us and a people, and the term expired. We were divided among twelve men, with each man of them some people – Allah knows how many were with each man – and they all ate of it; or as he said.

Çeviri notu: The wife is Umm Ruman, the mother of Abd ar-Rahman. The twelve men are twelve groups, each under a leader.

Bu hadisin yolculuğu

Medine şehrinden Semerkant şehrine – 245 yıl ve 7 durak boyunca bu metin dilden kulağa, hocadan talebeye aktarıldı.

256h.

Buhârî · Semerkant

050100150200250Hz. Muhammed ﷺ† 11 h. · Medine'Abdur Rahman bin Abi Bakr† 58 h. · MekkeAbu 'Uthman al-Nahdi† 95 h. · BasraSulaiman bin Tarkhan al-Taymi† 143 h. · BasraMa'tmar bin Sulaiman-al-Tauf…† 187 h. · BasraMuhammad bin al-Fadl 'Aram† 224 h. · BasraBuhârî† 256 h. · Semerkant
  • Peygamber ﷺ
  • Sahâbe
  • Tâbiûn
  • Etbâu't-tâbiîn
  • Musannif
Liste olarak zincir
  1. Hz. Muhammed ﷺرسول الله ﷺ
  2. 'Abdur Rahman bin Abi Bakrعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ

    ö. 58 h. / 677 m. · Makkah · Comp. RA 1st Generation

  3. Abu 'Uthman al-Nahdiأَبُو عُثْمَانَ

    ö. 95 h. · Basra · Follower Tabi' 1st Generation

  4. ö. 143 h. · Follower Tabi' 4th generation

  5. Ma'tmar bin Sulaiman-al-Taufaylمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ

    ö. 187 h. · Succ. Taba' Tabi' 9th generation

  6. Muhammad bin al-Fadl 'Aramأَبُو النُّعْمَانِ

    ö. 224 h. · Succ. Taba' Tabi' 9th generation

  7. Buhârîالبخاري

    Musannif