Sure 78 · Mekkî · 40 ayet
An-Naba
سُورَةُ النَّبَإِ
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- 1230. cüz · sayfa 582
وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًۭا شِدَادًۭا
Üstünüzde yedi kat sağlam göğü bina ettik.
- 1430. cüz · sayfa 582
وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءًۭ ثَجَّاجًۭا
Üst üste yığılıp sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik.
- 1530. cüz · sayfa 582
لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّۭا وَنَبَاتًۭا
Size tohumlar, bitkiler; (ağaçları) yetiştirmek için,
- 1730. cüz · sayfa 582
إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًۭا
Şüphesiz hüküm günü vakit olarak belirlenmiştir.
- 1830. cüz · sayfa 582
يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًۭا
Sûr'a üflendiği gün, bölük bölük Allah’a gelirsiniz;
- 1930. cüz · sayfa 582
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًۭا
gökyüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur,
- 2430. cüz · sayfa 582
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًۭا وَلَا شَرَابًا
orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar,
- 2730. cüz · sayfa 582
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًۭا
Çünkü onlar hesap gününü (geleceğini) ummazlardı.
- 2830. cüz · sayfa 582
وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًۭا
Bizim âyetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.
- 2930. cüz · sayfa 582
وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًۭا
Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır.
- 3030. cüz · sayfa 582
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız.
- 3130. cüz · sayfa 583
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا
Şüphesiz takvâ sahipleri için umulanı buldukları yer,
- 3530. cüz · sayfa 583
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا كِذَّٰبًۭا
Onlar orada ne boş bir lâkırdı ne de yalan işitirler.
- 3630. cüz · sayfa 583
جَزَآءًۭ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًۭا
Bunlar Rabbinin yeterli bir bağışı, mükâfatıdır.
- 3730. cüz · sayfa 583
رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًۭا
O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmândır. O gün insanlar O'na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.
- 3830. cüz · sayfa 583
يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّۭا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًۭا
Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahmân’ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler.
- 3930. cüz · sayfa 583
ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا
İşte o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun.
- 4030. cüz · sayfa 583
إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًۭا قَرِيبًۭا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا
Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: «Keşke toprak olsaydım!» diyecektir.