تَخَلَّفَ عَنَّا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفْرَةٍ سَافَرْنَاهَا، فَأَدْرَكَنَا وَقَدْ أَرْهَقَتْنَا الصَّلاَةُ وَنَحْنُ نَتَوَضَّأُ، فَجَعَلْنَا نَمْسَحُ عَلَى أَرْجُلِنَا، فَنَادَى بِأَعْلَى صَوْتِهِ " وَيْلٌ لِلأَعْقَابِ مِنَ النَّارِ ". مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا.
Abdullah b. Amr (r.a.) şöyle rivayet etti: Çıktığımız bir yolculukta Nebî ﷺ bizden geride kaldı. Sonra namaz (vakti) bizi sıkıştırmışken ve biz abdest alırken bize yetişti. Biz de ayaklarımızın üzerini meshetmeye başladık. Bunun üzerine en …
ayrıca Sahîh-i Buhârî 96, Sahîh-i Buhârî 163